Oyun Okulu

“ Oyun Çocuğun Özgürlüğüdür.”

“Çocuğun büyümesi ve sağlıklı gelişmesi için bakım,beslenme,sevgi ne kadar gerekli ise oyun ve oyuncaklarda o kadar gereklidir. Oyun çocuğun,duygusal,sosyal,zihinsel ve dil gelişiminde önemli rol oynar.Oyun çocuk için adeta yaşamı öğrenme aracı –yaşamın bir provasıdır. Çocuk oyunla düşünmeyi ,kendi başına karar vermeyi,sorumluluk almayı,işbirliğini,paylaşmayı öğrenir.Hayal gücünü ve becerilerini geliştirir.Çocuk oyun içinde kendini tanır.En güçlü ve doğal dürtülerinden biri olan saldırganlık dürtüsünü boşaltma olanağı bulur.Değişik sosyal rolleri deneme, duygularını dışa vurma imkanı bulur. Oyun kas gelişimini hızlandırır.Çocuğa çevresini araştırma ,objeleri tanıma,problem çözme imkanı sağlar.Çocuk toplu yaşam kurallarını öğrenir. “

Bir makaleden alıntıladığım oyunla ilgili bilimsel yaklaşımlar oyunun çocuğun dünyasında ne kadar önemli olduğunu anlatıyor. Hal böyleyken 2-6 yaş çocukların devam ettiği anaokullarında oyunun ne kadar önemli bir unsur olduğunu unutmamak –atlamamak gerekir. Çünkü modern kent yaşamlarında çocuğun oyun alanı ev yada mahalle ortamı olmaktan çıkıp anaokulları olmuştur. Son dönemlerde özel anaokulları işletme işine girmiş yatırımcıların veya bizzat çalışan öğretmenlerin “ Oyundan çok eğitim için varız “ “En iyi biz eğitiriz , öğretiriz” gibi talihsiz açıklamalar duyuyoruz.Tabi ki hepimiz eğitim için varız.Ama nasıl bir eğitim ?

Eğitim anaokulunda oyun içinde olmalı. Oyunla öğrenmeli çocuk. Bıkmadan,sıkılmadan ve öğrenmeye karşı önyargı oluşturmadan. Eğitim eğlenceli hale getirilirse çocuğun öğrenmeye karşı motivasyonu da artacaktır. Geçtiğimiz eylülde Marmara Üniversitesinden Prof. Dr. Alev Önder’in Okul Öncesinde, Drama da İleri Teknikler konulu bir seminere katılma fırsatı buldum.Hoca Okul Öncesi Eğitiminde İskandinav ekolünde üst ihtisas yapmış.Eğitimde Drama nın (oyunun) ne kadar önemli ve kalıcı bir teknik olduğunu bir kez daha eğlenceli üslubuyla bizlere yaşatarak (oynatarak ) gösterdi. Seminer çıkışı aklıma kazınan üç kelime; “ OYUN. OYUN, OYUN… oldu.

Bizler anaokulu işletmecileri olarak müfredatın yanı sıra İngilizce,müzik gibi farklı branş dersleri de yapıyoruz.Bu derslerde , öğretmenlerin yaratıcılıklarını kullanıp çocukların aktif katılımı sağlanarak,eğlenceli, oyunlaştırarak verilebilir. Çocuğun anaokulunda kaldığı bir günlük sürede bu tür branş dersleri yada diğer okul öncesi eğitici aktivitelerin uygulamasının süresi çok iyi planlanmalıdır. Çocuğa arkadaşlarıyla etkileşebileceği serbest zamanlar tanımalı ki çocuğun bireysel yetenekleri özgür oyun ortamı ile açığa çıkacak ve gelişecektir.

Biliyoruz ki ilköğretimde önceki Hıghscope (Eisenkopf ) benzeri yaklaşımdan (Öğretmene bağımlı,daha disiplinci ve didaktik eğitim ) Montesori’ye (Yaşatarak,beş duyuya da hitap ederek,öğretmenin rehber , öğrencinin yoğun katılımcı olduğu eğitim )doğru hızlı bir geçiş var.Anaokullarının da bu üst eğitime uyum sağlayacak bir alt yapı oluşturması ve çocukları bu sisteme uyumlu yetiştirmesi gerekliliği vardır.

Anaokullarında oyundan ziyade eğitim öğretim için varız demek ve bu slogana uygun sıralar, masalar, sandalyelerle donatılmış sınıflar oluşturmak çocuğun oyun alanlarını kısıtlamak ve her köşeyi eğitici materyallerle donatmak,farklı farklı branşlarda üst üste dersler yüklemek hiçte doğru gözükmüyor.Çocuklarımızın her şeyden çok oyuna ihtiyacı olduğunu, onların özgür oyun ortamları hazırlamanın yapacağımız şeylerin en önemlisi olduğunu aklımızdan çıkarmamalı,popüler anaokulları olmak hevesi veya ticari kaygılarla Kişilik oluşumu sürecinde onların özgür ve yaratıcı bireyler olmasını engellemeyelim.

Mükemmel çocuklar,donanımlı yani bilen çocuklar ama mükemmel yetiştirmek adına sosyal duygusal gelişimleri engellenmiş ,fazlasıyla korunup kollanmış,steril çocuklar bir gün büyüyüp yetişkinler dünyasında gerçek hayata çıkacaklar.Onlara yetişkinler dünyasında yaşama ve ayakta kalma mücadelesinde Anaokulu döneminde oluşturdukları “ hayatın ilk yedi yılında” geliştirdikleri kişilikleri ve sosyal deneyimleri rehberlik edecek. Ve unutmayalım ki dünya mükemmel değil...Ne kadar en doğrusunu bilirsek bilelim,ne kadar zeki olursak olalım,sahip olduğumuz potansiyeli doğru yerlerde ve doğru zamanda kullanmak yaşamda mutluluğu ve başarıyı getirecektir.Doğru yer ve doğru zamansa tamamen sosyal becerilerimize bağlı olarak gelişecektir.

Bir kez daha yazımın başına dönüyor,Oyun Çocuğun Özgürlüğüdür ,Oyun çocuğun yaşamı öğrenme provalarıdır diyor ve çocuklarımızla birlikte oynayacağımız güzel günler diliyorum.

Fatma Taspınar