HAKKIMIZDA

1994 yılında hizmete giren Ekim Çocuk Yuvası 1-6 yaşta 100 öğrenci kapasitesi ile Okul öncesi eğitime hizmet etmektedir.1000 m2 kapalı alanı ile Alanya’nın en geniş okul öncesi eğitim kurumudur. 2 katlıdır.Yaş guruplarının Ayrı Uyku Odaları , oyun- aktivite odaları, Spor ve Bale salonumuz bulunmaktadır. 400 m2 açık oyun bahçemiz vardır.

1-2 yaş Bebek Sınıfımıza en çok 9 öğrenci kabul edilmekte olup,diğer yaş gurupları 13-15 arası öğrenciden oluşmaktadır.

Yuvamızda Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Uzmanı rehberliği ve gözetiminde, yedi grup öğretmeni, dört yardımcı eleman görev yapmaktadır.

Yeni yıl partisi,23 Nisan, Anneler Günü Etkinliği,Resim ve kolaj sergisi,Bahara Merhaba Kahvaltısı, Haziran ayı ortasında Dönem Sonu Gösterileri gibi her yıl eğitim döneminde gelenekselleşmiş sosyal etkinlikler düzenlenmektedir.

Bu etkinliklerde amacımız öğrencilerimizin sosyalleşmelerine katkıda bulunmak, yaratıcılıklarını desteklemek, sorumluluk sahibi, özgüveni olan ve kendini ifade edebilen çocuklar yetiştirmektir. Aynı zamanda aileler arası tanışma ve kaynaşma ; yuva ekibimiz ve aileler arası kaynaşmada sağlanmaktadır.Çocuklarımızın arkadaşlık ilişkileri pekişmektedir.

Ekim Anaolkulunda, yüzyılı aşkın süredir bir çok ülkede ilgi görmüş ve başarı göstermiş bir sistem olan Montessori eğitimi uygulanmaktadır.

Maria Montossori kimdir ?

19. yüzyıl’da yaşamış olan Maria Montessori, İtalya’nın ilk, kadın tıp doktorlarından biridir. Çocuklar üzerindeki araştırmaları ve zamanının aydınlarının da etkisiyle eğitim bilimlerine yönelir ve ”eğitimde çocuktan hareket” akımını benimser. Zamanla devrinin ve günümüzün önemli eğitim şahsiyetlerinden biri haline gelir ve Montessori eğitim sistemini oluşturur. Eğitimde çoçuktan hareketi baz alan bu sisteme göre, öğretmenlerin rolü yalnızca öğrenciye yardımcı olan rehberler olmaktır. Bu düşüncesi Montessori’nin eğitim anlayışının temelini oluşturur. Geleneksel eğitimin aksine öğretmen baskın rol almaz ve çocuğun her davranışını kontrol altına almaya çalışmaz.Geleneksel eğitimde öğrenciler daima dinleyici rolündedir. Çok fazla söz hakları yoktur. Sadece dinleyen ve araştırmayan, sorgulamayan daimi öğrenci rolündedirler. Çocuğun en önemli güdülerinden biri olan “merak duygusu” giderek körelir. Montessori eğitiminde ise çocuk hep dinleyen değil, soru soran, merak eden, araştıran ve keşfeden rolündedir.

Montessori eğitiminde çocuk,keşfederek öğrenir, öğretmene düşen rol ise çocuğun eğilimlerini gözlemlemek ve karakterine uygun teşviklerle dünyayı keşfedişine rehberlik ektmektir.Bu anlayışa göre çocuklar kendileri için önceden hazırlanmış ama doğallıktan uzak olmayan bir ortamda dünyayı keşfedeceklerdir. Bu güvenli ortamda, gerçek dünyadakine çok yakın çeşit çeşit tecrübeler edinerek hayata hazırlanacaklardır.Maria Montessori çocuklara özel, bu doğal ortamda kullanılacak ‘dünyayı açan anahtarlar’ olarak adlandırdığı materyalleri tasarlar.Materyaller, işte bu tecrübelerin çocuk tarafından kolay öğrenilmesini sağlar. Montessori eğitimi hareketin çocuk için çok önemli olduğunu düşünerek çalışmaları çocukların hareket edebilmeleri için uygun hale getirir. Montessori eğitiminde oyun ortamı çok önemlidir, çünkü çocuklar oyunu sadece vakit geçirmek ya da eğlenmek için oynamaz, oyun esnasında dünyayı ve yaşadıkları çevreyi keşfederler. Bu nedenle sınıf ortamı çocuğun oyun oynaması için en elverişli koşullara sahip olmalıdır ve sınıfta tehlike olasılığı minimum hale getirilmelidir.

"Montessori’ye göre hiçbir resim ya da kitap gerçeğin yerini tutamaz. Dünyanın kendisi olduğu gibi çocuklara sunulmalıdır."

Montessori eğitimi ile çocukların keşif ve merak duygularını destekleyerek, onları kendi kararlarını verebilen, sorumluluk alabilen ve öğrenmekten zevk alan genç bireyler olarak hayata hazırlamak ilk hedefimiz.

Günlük Yaşam Becerileri

Birçok kere hayretle görmüşüzdür ki, çocuklar pahalı ve karmaşık oyuncaklar yerine, yetişkinlerin gündelik hayatta kullandığı materyalleri incelemek ve ‘kullanmak” isterler.Mutfaktaki çekmeceleri açıp kapatmak, mandalların tadına bakmak, tencere ve kapağını birbirine çarparak ses çıkarmak, evi süpürmeye çalışmak, sürahiden bardağa su dökmek, kaşık çatalla oynamak çocuklar için eğlenceli deneylerdir. Kısacası günlük hayatımızda bizim çoktan nasıl öğrendiğimizi unuttuğumuz şeyler çocuklar için bu dünyada tamamlamaları gereken ilk keşiflerdir.Montessori sisteminde günlük yaşam becerileri adı altındaki etkinlikler çocuklar için son derece ilgi çekici ve aynı zamanda ileri yaşlardaki fiziksel ve zihinsel faaliyetlerinin temelini oluşturacak çalışmalarla doludur.

Kendi fiziksel yapısına uygun tasarlanmış materyallerle yapacağı kaşık,bıçak, çatal kullanma çalışması çocuğun düzgün kalem tutmasını, su veya baklagilleri kaptan kaba aktarma çalışması dikkatini odaklamasını destekler.

Masa temizleme, toz alma gibi aktiviteler el bileği ve parmak kaslarını güçlendirmesini, giysi çerçeveleri ile çalışması hem düğme iliklemeyi, fermuar çekmeyi veya kemer takmayı başkasına muhtaç olmadan yapmasını sağlar , hem de el-göz koordinasyonu egzersizleri yerine geçer.Ayrıca özgür seçimler yaparak bireysel çalışabilmesi, hatalarını kendisinin telafi edebileceğini görmesi, çocuğun zihnini inşa edip keşifler yapmasına olanak sağlayan bir eğitim ortamının olması çocuğu özgürleştirecek ve iradenin kendisinde olduğunun farkına varıp kendisini tamamlayabilecektir. Hata yaptığında veya başardığında olumlu veya olumsuz yönde aşırı tepkiler görmedikçe bu gündelik etkinlikleri doğru birşekilde tamamlamak çocuk için doğal bir fiil haline gelecektir.

Duyu Eğitimi

Beş duyu organımız bizlerin dünyaya açılan pencereleridir. İnsan beyni hayatının ilk yıllarında ne kadar çeşitli dokularla, tatlarla, seslerle, görüntülerle ve kokularla tanışmış ise o kadar gelişkin olur. Bir çocuk sadece çevresinin elverdiği veya tesadüfen maruz kaldığı kadar bu beş duyu organını kullanırsa keşfedemediği sonsuz duyudan habersiz bir zihin yapısına sahip olur. Böylece zihinsel temel fonksiyonları kısırlaşır. Tanımak ve farklılıkları ayırt etmek, bütünleştirmek ve soyutlaştırmak, eşleştirmek, gruplamak ve tasnif etmek aynı, özelliklerde seriler yapmak duyu organlarının egzersizidir.

Montessori tüm duyu organları için materyal geliştirmiştir. Boyutların farklılığını kavratan, biçimler ve renkler, farklı özelliklerde yüzeyleri olan ve farklı kalitelerde materyaller, farklı ağırlıklar, kokular, farklı tatlar, farklı ses tonları ve farklı ısılardaki materyallerin sıcaklık derecelerine göre sıralanması duyu eğitimi diye adlandırılmıştır. Geleneksel eğitim sisteminde kullanılan eğitici oyuncaklar ve kavram öğretimine yönelik araç gereçlerde birden fazla özellik verilmesi çocuklarda kavram kargaşasına neden olmaktadır. Montessori eğitiminde bütün duyu materyallerinde her seferinde sadece bir duyuya yoğunlaşma sağlanır ve böylece bir tek duyuya yönelik uyaran diğerlerinden sıyrılarak daha güçlü bir etkiyle ortaya çıkar. Çocuklarda kavram kargaşasına neden olmaz.

Matematik Eğitimi

Maria Montessori matematiksel düşünmenin insanı hayvandan ayıran önemli bir fark olduğuna ve ilk çağlardan beri insanoğlunun matematiksel düşünmeye eğilim gösterdiğine inanır.Aynı konuşmak gibi her çocukta matematik öğrenme potansiyeli vardır. Olumlu bir şekilde yönlendirilip,bu konuda deneyimler kazanabilmesi için çocuklara olanaklar sunmak gerekir.

Montessori matematik materyallerinin kendisinde hata kontrolü olduğu için çocuk kendi kendine kontrolünü yapar ve hatası varsa düzeltebilir. Rehber hiçbir zaman çocuğun hatasını söylemez çocuğun kendisi görür ve düzeltir.

Montessori sınıflarında karma yaş grupları bir arada eğitim alır. Bu sayede üç yaşındaki bir çocuk matematik materyalleriyle çalışmadan önce 5 yaşındaki bir başka çocuğun çalışmasını gözlemler ve o yaşa geldiğinde nasıl kullanması gerektiğini önceden kendisi öğrenmiş olur.Montessori matematik çalışmalarında hedeflenen; matematik işlemlerini öğretmek olmayıp soyut matematiksel kavramları somutlaştırarak matematiksel düşünmeyi geliştirmek ve matematik öğrenmeyi kolaylaştırmaktadır. Çocuk henüz emici zihin mucizesine sahipken diğer bilgiler gibi matematiği de zahmetsizce öğrenecektir.

Dil Eğitimi

Montessori yöntemi, çocuğun öğrenme isteği üzerine kurulmuştur. Çocuğa kendi kendine uygulayarak, en iyi ve en kolay şekilde öğrenme yolunu bulmasını sağlar. Dil etkinliklerinde de aynı durum söz konudur. Geleneksel eğitim anlayışının aksine çocuk dille ilgili kazanımlarına kendi isteği doğrultusunda, kendi keşifleri ile ulaşır. Bu da çocukta dilin daha etkili ve kalıcı bir şekilde öğrenilmesine zemin hazırlar.Montessori’nin amacı, çocuğun serbestçe kendini ifade etme yeteneğini kazanması kadar dilin kavramlara ilişkin yönünün yapılaştırılmış alıştırmalar yardımı ile geliştirilmesidir. Ayrıca Montessori yönteminde çocukların dil eğitimi için özel olarak hazırlanmış materyaller kullanılır. Dil etkinlikleri ağırlıklı olarak bu materyallerin kullanımı ile gerçekleştirilmektedir. Çocuk bu materyalleri kullanarak doğal bir süreç içerisinde yeni kavramlar ve anlamlar eşliğinde yeni kelimeler öğrenmektedir.

Maria Montessori o döneme kadar inanılanın aksine yazmanın okumadan önce geliştiğini saptadı. Bunun için de çocukların duyarlı evrelerine dayalı olarak materyaller geliştirir. Bu materyallerle çalışan çocuklar çok kısa bir zamanda harfleri öğrenerek yazmayı öğrendiler. Ancak bu çocuklar henüz okuyamıyorlardır. Ancak bir gün Maria Montessori, yazı yazarken çocukların ona baktıklarını ve yazdığı harfleri seslendirdiklerini fark etti. Çocuklar yeni bir şey keşfetmişlerdi. Ağızdan çıkan sesleri nasıl algılanabiliyorsa yazının da zihinden geçen düşünceler olduğunu keşfettiklerini görmüştür. Bu deneyim sonucu Montessori, yazmanın okumadan önce gelmesi gerektiğini, yazma öğrenildikten sonra okumanın da daha kolay öğrenildiğini düşünür.

Kozmik Eğitimi

Montessori’ye göre dünyanın kendisi tüm resim ve kitaplardan çok daha ilgi çekicidir. Bu mükemmel oluşum tüm detaylarıyla olduğu gibi çocuklara sunulmalıdır. Çünkü gerçeklerle ilişki kurmak çocukta ilgi uyandırır ve esin kaynağı oluşturur. Bunun için detayların gerçekliklerini araştırmak yeterli olur ve çocukta ‘bütün’ kavramı ancak düş gücü sayesinde oluşturabilir. Montessori sınıfında coğrafya dersi ayrı bir alan olarak değil, başka derslerin bölümleri olarak verilir. Coğrafya çocuğa duyuları aracılığı ile iletilir.

Mesela bir yerküre maketinde dünya üzerindeki kara ve su bölümleri dokunma duyusu ile tecrübe edilir. Başka bir materyalde denizler, kıtalar, ülkeler şekilleri ve renkleri ayrılarak gözlemlenebilir. Ülke haritaları, ülke bayrakları, farklı kültürlerin gelenek ve görenekleri çocuğun merak ettiği oranda ama yüzde yüz gerçek biligilerle sunulur.Maria Montessori çocuklara deneyimler toplayabilmeleri ve dünya ile ilişkiye adım atabilmeleri için dünyanın gerçeklerinin sunulduğunu söyler. Bu konuda coğrafya çocukların başka ülkelerdeki insanların yaşamlarını hayal edebilmeleri için gerçek olaylar öğretir.